Çayırhan

Mesut Şener’in NALLIHAN kitabından :

alt
ÇAYIRHAN KASABASI                        Fot. Bilal Şerbetçi                

Nallıhan'ın iki kasabasından biri Çayırhan diğeri de Sarıyardı. 

1977 yılında Çayırhan’la ilgili bir araştırma yapan Prof. Dr. Suna Kili'nin Çayırhan kitabından:

"Çayırhan'ın yeri ve konumu

Çayırhan, İstanbul-Ankara arasındaki 1 numaralı devlet yolu üzerinde Sarıyar baraj gölünün kıyısında alçak tepelerin çevrelediği küçük bir düzlükte kurulmuştur. Ankara'ya 126, Nallıhan'a 35, Beypazarı'na 27 km uzaklıktadır. Çayırhan'ın bugünkü kuruluş yeri 1958'de, eski köyün baraj suları altından kalmasından sonra seçilmiştir. O yıllara kadar Çayırhan, bugünkü yerleşim yerinin üç km kadar batısında, şimdi Eski köy denen yerde bulunuyordu. Eski köy'ün bir bölümü sular altında kalmıştır. Köyün duvar kalıntılarından bir bölümü bugün de baraj gölünün Ankara-Nallıhan yoluna göre güneyine düşen tepenin yamaçlarında görülmektedir. Eski köyün kalıntısı ile bugünkü Çayırhan arasında taşıt araçlarının geçebileceği bir toprak yol vardır. Bu toprak yol, yer yer İmparatorluk döneminin İstanbul-Bağdat yolu kalıntılarından geçmektedir. Tarihi İmparatorluk yolunun izleri bugün de burada görülmektedir.

Bugünkü Çayırhan, Sarıyar barajının yapımı ile su altında kalan eski Çayırhan, Sarılar ve Yardibi köylerinin birleştirilmesi sonucu 1958 yılında kurulmuştur.

İklim bakımından Nallıhan ilçesinin özelliklerini taşır. Nallıhan Bolu'ya yakın olduğu için Ankara'nın yayla iklimi ile İç Karadeniz iklimi burada birbirine karışır. Sarıyar Barajı’nın yapımından, büyük bir baraj gölünün ortaya çıkışından sonra Nallıhan'ın özellikle Çayırhan'ın ikliminde oldukça değişiklik başlamıştır. Çok yağış yoktur. Fakat Karadeniz üzerinden gelen rüzgarların etkisiyle ilkbahar, kış, sonbahar aylarında yağmurlar düşer. Yaz aylarında pek yağış görülmez. Kış aylarında Orta Anadolu'nun aksine fazla kar yağmaz, yayla ikliminin soğuklarına rastlanmaz. Ankara iklimine oranla, burada iklim oldukça ılımandır. Köyün çevresindeki dağlarda, tepelerde kış aylarında kar normal ölçülerde bulunur; ancak Çayırhan'ın içinde kar pek durmaz.

Bitki örtüsü yönünden Çayırhan ormandan yoksundur. Dikilerek yetiştirilen meyve ağaçlarının dışında köy topraklarında ağaç yoktur. Tarla tarımına, hayvancılığa yatkın bir yapısı vardır. Köyü çevreleyen tepeler çıplaktır. Bu tepelerde kalan tek tük ağaçlardan ve eskilerin anlattıklarından Çayırhan ve çevresinde önceleri ormanlıklar bulunduğu anlaşılmaktadır. Fakat yakım ve kırımla zamanla ormanların yok olduğu ortaya çıkmaktadır. Köyün içi, evlerin bahçeleri ve meyve ağaçları, üzüm asmaları ile yeşil görünüm içindedir. Köyü çevreleyen tepelerdeki aşınmalar sonucu toprak katlarında linyit kömürü, bitümlü şist, çeşitli kayaların renk renk türlerinin izlerine rastlanır.

Çayırhan güneyinden Eskişehir'in Mihalıççık, doğusundan Beypazarı'nın, kuzeyinden ve batısından da Nallıhan'ın diğer köyleriyle çevrilidir. En yakın köy Ankara-Nallıhan yolu üzerinde 2 km uzaklıktaki Davutoğlan Köyü’dür.

Çayırhan'ın Tarihçesi:

1603-1617 yılları arasında Osmanlı padişahı olan I. Ahmet’in başvezirlerinden Nasuh Paşa, başvezir olmadan önce Halep'ten dönerken Konya-Ankara-Nallıhan-Göynük-Geyve yolunu, bugünkü 1 numaralı devlet yolu olarak anılan, zamanın İstanbul-Bağdat yolunu izlemiş ve bu yörede Çayırhan, Nallıhan, Uluhan'da üç han yaptırmıştır.

Bu üç handan Nallıhan'da kurulu olan bugün de kullanılmaktadır. İlçe adını, bu handan aldığı gibi Çayırhan ve Uluhan köyleri de adlarını bu hanlardan almıştır. Çayırhan'ın adını aldığı han ise bugünkü Çayırhan'da zaman zaman yağmur duasına çıkılan Küpdedesi adıyla anılan yatırın bulunduğu yerde yapılmıştır. Hanın kalıntılarına bugün de rastlanmaktadır. Hanların yapılış tarihleri aynıdır. Tarihler, Nallıhan'daki hanın duvarına işlenen ve tarih düşüren şiirden anlaşılmaktadır.

Bu durumda Çayırhan'ın en az dört yüz yıla yakın bir geçmişe sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Nasuh Paşa, ya bir yerleşme yeri olan bu yerde, ya da bir menzil yeri olarak konaklamak amacıyla kimsenin oturmadığı bu topraklarda bir han yaptırmıştır. Birinci olasılıkta Çayırhan'ın tarihinin daha da eskilere uzandığı, ikinci olasılıkta ise en az 388 yıllık bir geçmişi bulunduğu anlaşılmaktadır.

Çayırhan'ın, tarihi İstanbul-Bağdat-Şam yolu üzerinde bulunuşu, bu yolun gerek askeri, gerek ticari amaçlı seferler ve geçişler için kullanıldığı bilindiğine göre, yüzyıllardan beri dışarı ile bağlantısı, ilişkisi, dışa açıklığı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca bu yöre Anadolu'daki halk hareketleri, Celali başkaldırmaları, iç isyanlar ve talanlar dönemlerinde de sık sık iç göçlere uğramıştır.

Çayırhan'da Cumhuriyet döneminden önce ilkokul kurulmuştur. Nallıhan ilçe merkezindeki kayıtlarda ilkokulun 1913 yılında açıldığı belirtilmektedir. Fakat Tanin Gazetesi yazarı Ahmet Şerif'in 5 Aralık 1909'da bu köyden gazetesine gönderdiği yazıda köyün okuma odasında gece köylülerle sohbet ettikleri yazıldığına göre ilkokul kuruluşu daha öncelere uzanmaktadır.

Köy 1928'de Bucak haline getirilmiş, 1950 yıllarına kadar bucak müdürü devamlı bulunmuş, civardaki yedi köy bucağa bağlanarak Çayırhan merkezileştirilmek istenmiştir. İlk yıllarda bucakta, bucak müdüründen başka jandarma karakolu, nüfus ve tapu memurlukları açılmış, fakat zamanla nüfus ve tapu memurlukları kaldırılmış, zaman zaman bucak müdürü atanmamış, 1973'ten sonra da köye bir daha bucak müdürü hiç atanmamış ve Çayırhan 1976'da belediye yönetimine kavuşuncaya kadar köy statüsünde kalmıştır.

Köyün hayatındaki önemli değişiklikler, 1956 yılında işletmeye açılan Sarıyar Barajının köy topraklarının ve yerleşme yerinin büyük bir bölümünü kaplaması, topraklarının istimlaki, 1954 yılında köy topraklarında linyit kömürü bulunması, kömür ocaklarının önceleri özel kesim elinde, 1967 yılından sonra da devletleştirilerek Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından çalıştırılmaya başlanması, ocaklardaki işçi sayısının çoğalması, baraj gölünde balık avcılığı gibi yeni ekonomik ilişkiler ve düzenlemelerle ortaya çıkmıştır. Bu dönem içinde köyde önce kooperatifler, sonra sendikalar kurulmuş, nüfus çoğaldıkça da telefon santrali, ortaokul açılmış ve köy hayatında yeni bir hareketlilik başlamıştır.

Çayırhan'ın siyasal eğilimi bu süreçte hep sol partilerden yana olmuştur. Bunda etken olarak, önceleri toprak ağası, sonraları barajın yapımıyla oluşan gölde balık avlama konusunda çıkan menfaat çatışmasında göl ağasıyla olan didişme gösterilebilir. Sonraları bu oluşuma işçilerin ortanın solunda yer almaları eklenebilir." (1)

"TÜRKİYE KÖMÜR İŞLETMESİ (TKİ)

ORTA ANADOLU LİNYİTLERİ İŞL. MÜESSESESİ (OAL)

"Linyit kömürünün Çayırhan'daki varlığı 1953-1954 yıllarında raslantı sonucu, Ankara-Nallıhan yolu Çayırhan kesiminde baraj gölü suları altında kalacağından yeni yol güzergahında Aladağ Çayı üzerine köprü yapan Doğu Karadenizli bir müteahhit Mustafa Murtazaoğlu tarafından ortaya çıkarılmıştır. Müteahhit, bulduğu kömürün tahlilini yaptırdıktan sonra ocakların işletmesi için ruhsat almış ve Çayırhan Köyü’nün bugünkü kuruluş yerinin batı yakasındaki tepeciğin yamacında ilk ocak açılmış, ilkel yöntemlerle işletilmeye başlanmıştır. Böylece Çayırhan'da yeni bir iş alanı, maden işçiliği doğmuştur. Sonradan birkaç ocak daha açılmış, 1967 yılında linyit işletmesi devletleştirilinceye kadar ocaklar özel kesim elinde çalıştırılmış. İşletme 1967 yılında Türkiye Kömür İşletmesi tarafından satın alınmış ve TKİ Orta Anadolu Linyitleri Çayırhan İşletmesi kurulmuştur. Çayırhan'da ilk işçi örgütü, Orta Anadolu Maden İşçileri Sendikası’nın kuruluşu, linyit ocaklarının devletleştirildiği 1967 yılına rastlar. Daha sonraki yıllarda Maden-İş Sendikası’nın Çayırhan şubesi açılmış. Linyit üretimini artırmak için yeni yatırımlara girilmiştir.

Çayırhan işletmesinin yıllık üretimi 200 000 tondur. Üretimin 1980'de 3 000 000 tona çıkarılması planlanmıştır. 1980'lerde üretilecek bu linyitin 1,5 milyon tonu yapımına devam edilen linyite dayalı termik enerji santraline verilecektir. Çayırhan ve çevresinde son araştırmalara göre saptanan linyit rezervi bir milyar tonu bulmuştur. Bu rezerv 40 kilometrekarelik bir alana dağılmış durumdadır. Halen görünür rezerv 175 milyon tondur"(2)

alt

               Çayırhan Termik Santrali       Fot. TEK Arşivi

Çayırhan

Nallıhan-Ankara karayolu üzerinde yer alan belde, Nallıhan'a 35 km Ankara'ya 125 km uzaklıktadır. Osmanlı Arşivinde bulanan Tahrir defterlerinde ve Ankara Vilayeti Salnamelerinde Çayırhan’ın adı geçmektedir. Sarıyar Baraj gölü suları altında kalan eski Çayırhan'ın taşınmasıyla bugünkü yerinde kurulan yeni Çayırhan hızlı bir büyüme içindedir.

İlk yıllarda Zonguldak ve yöresinden gelip kömür ocaklarında çalışmaya başlayanlarla birlikte kasabanın sosyo-ekonomik yapısında görülen büyüme, 1976 yılında yapımına başlanan Çayırhan Termik Santralinin 1979 yılında çalışmasıyla daha da hızlanır. Büyüyen köyde 6 Haziran 1976'da belediye örgütü kurulur. 2013yılı nüfus sayımına göre nüfusu 9 126’dır. 

2000 yılında kömür ocakları ve termik santrali özelleştirilir. Özelleştirilen bu kuruluşları PARK TEKNİK satın alır. Özelleştirme sonucu işletmelerde çalışan işçi sayısının azalması Nallıhan ekonomisini olumsuz etkilemiştir.

Çayırhan’da haftanın cumartesi günü pazar kurulur. PTT ve TC Ziraat Bankası Şube açmıştır. Kasabada 5 mahalle muhtarlığı vardır. Bunlar; Barış, Cumhuriyet, Emek, Gazi ve İşletmeler Mahallesi muhtarlıklarıdır.

2012 yılının sonlarına doğru çıkarılan, kamu oyunda “Bütünşehir Yasası” olarak adlandırılan 6160 Sayılı Kanunla Sarıyar gibi Çayırhan’da 30 Mart 2014 Yerel Seçimiyle belediye olmaktan çıkarılmış, Sarıyar köye Çayırhan’da Nallıhan’a bağlı beldeye dönüştürülmüştür. Yine anılan yasaya göre beldelerdeki mahalle muhtarlıkları kaldırılmış, beldeler ve köy muhtarlıkları ilçenin birer mahallesi haline getirilmişlerdir.

(1)Prof Dr.Suna Kili; Çayırhan B.Ü. Yayını No.148 İst. 1978
(2)Prof Dr. Suna Kili, Çayırhan s.65