Halk İnançları

Mesut Şener’in NALLIHAN kitabından :

İNANÇ, İLAÇ , DUA ve ADAK YERLERİ

İnsanlar hastalandıklarında iyileşmek için bugünkü ilaç sanayi yokken de çevrelerinden elde ettikleri doğal maddelerden (sentetik olmayan) ilaç yapıp kullanmışlar, bunlar fayda etmediğinde hocaya gidip okunmuşlar, muska takmışlar, tanrıya sığınıp dua etmişlerdir. Çoğu dinden kaynaklanan, bir bölümü de dinsel kaynaklı olmayan pek çok boş inanç gündelik yaşamı etkilemiştir.

Doğum, sünnet, düğün, bayram, hastalık, ölüm, gibi önemli olaylarla ilgili boş inançlar yaygındır. Din kurallarının baskısı köylere eğitim, sağlık, iletişim, ulaşım gibi çağdaş hizmetlerin girmesiyle zamanla azalmış, Cumhuriyet Dönemi’nde iyice hafiflemiştir. Yöremizin folklor zenginlikleri içinde düşünülmesi gereken, çoğu unutulup gitmiş ya da etkilerini yitirmiş bu inançların başlıcalarını aşağıda bulacaksınız. Anadolu folklorunda olduğu gibi ilçemiz Nallıhan'da da geniş bir yeri olan inanışlar, ilaçlar, dualar elbette bu yazılanlarla sınırlı değildir. İşte bunlardan bazıları.

HALK İNANIŞLARI (1)

Anne, çocuğunun üzerindeki gömleğin düğmesini dikerken çocuğun aklı dikilmesin diye ya ağzına kibrit çöpü verir ya da bir eliyle yakasını tutturur.
Avuç kaşınırsa para gelecek demektir.
Ay başında ekim yapılmaz. (Tarlaya tohum atılmaz.)
Ayakta su içilmez.
Aynı gün doğum yapan kadınlar kırkları çıkmadan bir araya gelmezler. Kırkları çıkmadan iki akraba gelin görüşmek zorunda kalırlarsa, bebeklerini kırk basmaması için yazmalarını değiştirirler, birbirlerinin ellerini öperler.
Bebeğin kırkı çıkmadan çatıya çıkılmaz.
Bebeğin kırkı çıkmadan değirmenden un getirilmez.
Ceviz ağacının altında yatıp uyunmaz. (Uykusu ağır olur, baş ağrısı yapar.)
Cuma ve Pazar akşamı soğan sarımsak gibi şeyler yenmez.
Cuma namazı kılınmadan işe gidilmez.
Çarşamba günü tırnak kesilmez.
Çocuğu olmayan kadına değirmenin altından çıkan sudan içirilir.
Çok ağlayan bebeğin ağlaması azalsın diye, bebek üç yol ağzına yatırılır, yanından biraz uzaklaşılır.
Dolu yağışı dursun diye saçayağı, dolu yağışı altına atılır.
Ekmek pişerken ilk pişen ekmek yenmez. (Yiyenin kadını ölür.)
Eli olan biri, siğili olan birini okursa iyileşeceğine inanılır.
Ezan okunurken iş bırakılır, iş yapılmaz.
Gece aynaya bakılmaz.
Gece bulaşık suyu dökülmez.
Gece ev süpürülmez.
Gece ıslık çalınmaz. (Uğursuzluktur, şeytan çağırmaktır.)
Gece köpek uluması pek hayra yorulmaz.
Gece kül atılmaz.
Gece tırnak kesilmez. (Kesenin boyu kısa olur.)
Gelinin ayağına damat basarsa, damat kılıbık olur.
Geyik vurmak hoş karşılanmaz.
Giden yolcunun arkasından bir tas su dökülür.
Güvercin vurulmaz, eti yenmez.
Hıçkırık tuttuğunda biri anıyor olmalı diye düşünülür, hıçkırığın geçmesi için ateşe tuz atılır, sırta vurulur ya da su içirilir.
İki dini bayram arasında nikah kıyılmaz.
İnsanın sol kulağı çınlarsa kötü, sağ kulağı çınlarsa iyi haber beklenir.
İstenmeyen bir olay anlatılırken tahtaya el ile tokmak gibi üç kez vurulur.
Kadınlar erkeklerin, bilhassa yaşlıların önünü kesip geçmez.
Kapı eşiğine oturulmaz. (Oturan iftiraya uğrayabilir.)
Kapıdan çıkarken önce sağ ayak atılır. Çorap ve ayakkabı giyerken de sağ ayaktan başlanır.
Keçiler kuyruğunu genelde dik tutar. Dik tutmayıp aşağı indirirse, çoban yağmurun yakın olduğunu anlar ve sürüsünü ağıla (sayaya) yaklaştırır.
Kış mevsiminde biri arkasını dönüp sobada ısıtırsa, kar yağdıracağı düşünülerek, kar yağdıracaksın yeter artık ısındığın denir.
Kötü bir şey konuşulduğunda, şeytan kulağına kurşun denir.
Kuş yuvası bozulmaz. (Bozan kişinin yuvası bozulur.)
Makas ve bıçak istenirse elden verilmez yere konur.
Sabun isteyene, sabun elin tersiyle verilir.
Sağ gözün seğirmesi iyiye yorumlanır.
Sol gözün seğirmesi kötüye yorumlanır.
Sofra başında türkü çağırılmaz (söylenmez).
Sonbaharda koç salımını kızlar yaparsa, çok döl alınacağına inanılır.
Yakına konan karganın ve baykuşun ötmesi de hayra alamet sayılmaz.
Yatan çocuğun üzerinden atlanmaz. (Atlanırsa büyümesi durabilir.)
Yatırların çevresinden ağaç kesilmez.
Yatırların çevresindeki ağaçlara bez ve çaput bağlanarak dilek tutulur.
Yeni doğan bebeğin göbek bağı düştüğünde cami duvarı kovuğuna bırakılır.

Yurt genelinde olduğu gibi, ilçemizde de sıkça duyulan dualar, beddualar ve yeminlerden bazıları

DUALAR (Dilekler)

Ağzına sağlık.
Allah analı babalı büyütsün.
Allah bereketini artırsın.
Allah bereket versin.
Allah can sağlığı versin.
Allah dert veripte derman aratmasın.
Allah ele güne muhtaç etmesin.
Allah elden ayaktan düşürmesin.
Allah esirgesin.
Allah gecinden versin.
Allah gönlüne göre versin.
Allah günahlarını affetsin.
Allah hayırlı kısmet versin.
Allah imam, kuran nasip etsin.
Allah iyiliğini versin.
Allah kazadan, beladan korusun.
Allah kavuştursun.
Allah nazardan saklasın.
Allah ne muradın varsa versin.
Allah selamet versin.
Allah senden razı olsun.
Allah tekrarını göstersin (erdirsin).
Allah tuttuğunu altın etsin.
Allah uzun ömür versin.
Allah yatırıpta kapılara bakıtmasın.
Allah yedirmek içirmek nasip etsin.
El öpenlerin çok olsun.
Ellerin dert görmesin.
Eline sağlık.
Geçmişlerinin ruhuna değsin.

BEDDUALAR (İlençler)

Allah belanı versin.
Allah kahretsin.
Anandan emdiğin süt burnundan fitil fitil gelsin.
Boyun devrilsin.
Çenesi çekilesice.
Ettiğini bul.
Geberesicik.
Gudurasıcık.
Gözüne dizine dursun.
Gözün kör olsun.
İki yakan bir araya gelmez inşallah.
Ocağına incir ağacı dikilsin.
Olmaz olasıca.
Senden olanlarda sana çektirsin.
Sürüm sürüm sürünesice.
Teneşir paklasın.
Yaptığım iyilikler gözüne dizine dursun.
Zehir zıkkım olsun.

YEMİNLER

Yalan söylüyorsam, Allah belamı versin.
Yalan söylüyorsam, anam avradım olsun.
Yalan söylüyorsam, çocuğumun ölüsünü öpeyim.
Yalan söylüyorsam, iki gözüm kör olsun.

YAĞMUR DUASI

Yağmur duasına çıkacak köyün erkekleri sabah önlerinde imam caminin etrafında dönerek dua edip, köyün yakınındaki bir türbenin yanına giderler. Türbenin etrafında da 2-3 kez dönerek dua edilir. Dua bittiğinde kesilen kuzu ve oğlakların etiyle pişen pirinç pilavı yufkayla yenir.
Köyün kadınları ise erkekler köyden gittikten sonra duaya çıkarlar. Kadınlarda önce caminin etrafında dua ederek dönerler. Sonra, ilk çocuğu kız olan bir kadının başına bir kalbur konur üstüne de bir mendil serilir, önde o arkada diğer kadınlar köy ev ev gezilir. Gezerken çocuklar -Yağmurlu gelin yağ ister, Yağmurlu gelin pirinç ister- diye bağırırlar. Bu sırada kalburun üstüne su atılır. Sonra, köyün yanındaki akarsu kenarına gidilir. Burada herkes birbirini ıslatır. Oradan da, toplanan yağ ve pirinçlerle pişen pilavı yemeğe giderler.

NAZAR

Bazı insanların, bilhassa çakır gözlülerin nazarı değer. Nazar insanlara değdiği gibi ağaçlara ve hayvanlara da değebilir. Nazar değmesin diye nazarlık takılır. Nazarlık; üzerlik otunun tohumu, iğde çekirdeği veya mavi bir boncuk olabilir. Evlerde odaların duvarında üzerlik tohumundan yapılan nazarlık asılıdır. Çocukların giysilerine nazarlık olarak iğde çekirdeği veya mavi boncuk dikilir. Nazardan korunmak için evlerin kapısına nal çakılır. Ağıllara (sayalara) kafatası takılır. Nazar değmişse nazarı değen kişinin saçından ya da giysisinden bir parça alınarak hasta tütsülenir. Ya da nazar değen kişi okutturulur veya kurşun döktürülür.

KURŞUN DÖKME

Kurşun döken kişi hasta evine çağrılır. Önce nazar değen kişiye dua okur üfler. Sonra bir kaba su koyup hastanın başının üstüne tutar. Suyun içine biraz yüksekten, eritilmiş kurşun döker. Çıkan sese ve oluşan kurşun yuvarlaklarına göre yorumunu yapar. Hastaya kimin nazarının değdiği tahmin edilmeye çalışılır. Kurşun dökülen tastaki sudan hastaya birkaç yudum içirilir. Aynı sudan hastanın alnına, bileklerine, avuçlarına sürülür. Kalanı da besmele çekilerek bir kenara dökülür. Kurşun dökme daha çok çocuklara uygulanır, ağaçlara ve hayvanlara uygulanmaz.

ADAK

İnsanlar hocaya okuttukları halde iyileşmeyen hastaları için, bir de gerçekleşmesini istedikleri dilekleri için adakta bulunurlar. İlçemizde ziyaret edilen başlıca iki adak yeri vardır. Bunlar, Emremsultan Köyü’nde Taptuk Emre ile Tekke Köyü’nde Bacım Sultan Türbeleridir.

(1)Halk İnanışları konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek için, Faruk Güçlü Orta Anadolu’da Batıl İnanışlar Ank.1995