Juliopolis

Nallıhan’ın güneydoğusundaki Juliopolis antik kenti Nallıhan’a 25 km. uzaklıktadır. Antik kent Aladağ Çayı kenarında Sarıyar Baraj Gölü suları altında kalan Sarılar Köyü yakınında Gül Şehri mevkisindedir. M.S. 11 yy. dan itibaren önemini yitirip tarih sahnesinden silinen antik kentin de büyük bölümü sular altında kalmıştır. 

 

Kente ait bazı kalıntılar günümüzde baraj gölünün kuzey doğu kıyılarında görülebilmektedir. Kentin nekropolu ise baraj gölünün kuzey kıyısındaki kalker kayalık üzerinde yer almaktadır. Nekropolde yapılan kazılar sonucu ele geçirilen sikkeler bu alanın Juliopolis kentinin nekropolu olduğunu kanıtlamıştır.

 

Juliopolis antik çağlarda Bithynia Bölgesi ile Galatia Bölgesi sınırında yer almaktadır. Frig döneminden beri iskan görmüş bir köy iken, ismi Friglerin kurucu kralı Gordios’tan dolayı Gordioukome (Gordios’un köyü) olarak bilinmektedir. Kent Helenistik dönemde küçük bir kasaba olarak yaşamını devam ettirir.

 

Antik kaynaklardan Juliopolis’in Roma İmparatoru Augustus döneminde (M.Ö.27-M.S.14) kent statüsüne kavuştuğunu öğreniriz. Şehir asıl önemini ise özellikle erken Bizans çağında Konstantinopolis’ten Nikaea’ya(İznik), oradan da Ankyra(Ankara) üzerinden Judea’ya(Kudüs) kadar uzanan yol üzerinde yer almasına borçludur. O yıllarda Juliopolis’ten geçen bu yolun doğuya gidenine İpekyolu, Kudüs’e gidenine de Hacıyolu denmiştir.

 

Tarihi kaynaklara göre, M.Ö.100-44 yıllarında yaşadığı tahmin edilen Roma İmparatoru Jul Sezar, Pontus asıllı Basforos Kralı 2. Pharneke ile yaptığı savaş öncesi ‘Goordion Kome’ kentinden destek alır. Savaşı kazanan Sezar, dünyaca ünlü sözü ”Veni-Vidi-Vici” (Geldim-Gördüm-Yendim) diyerek başarısını Roma’ya bildirir.

 

Bunun üzerine Goordion Kome’de söz sahibi olan Kleon adında bir çete reisi, Bithynia bölgesinin bu yeni kentinin ismini Julius Ceasar’a bağlılığından dolayı Juliopolis olarak değiştirir.

 

Plinius (M.S.61-112) Bithynia’nın yöneticisi olduğu sırada (M.S.103) yazdığı mektuplarda Juliopolis’ten “içinden geçenlerin çok, trafiğin yoğun olduğu bir sınır kasabası” olarak bahseder.

 

M.S. 4. ve 9. yüzyıllar arasında Juliopolis’in Hıristiyan papazlarının isim ve imzaları düzenli olarak Bizans Sinot Meclisi (Ruhani Meclis) kayıtlarında görülür.

 

Juliopolis 9. yüzyılda İmparator I. Basil’e (M.S. 867-886) atfen Basilium-Basileion ismini alır ve 11. yüzyıla kadar bir şekilde varlığını sürdürür ve bu tarihten sonra edebi eserlerde ismine rastlanmamaktadır. Olasılıkla bu tarihten itibaren kent önemini yitirerek tarih sahnesinden kaybolmuştur.

 

Juliopolis nekropolünde kaçak kazılar yapıldığının duyumu üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2009 yılında başlatılan kazılardan çıkan iki bin yıllık tarihi eserler Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmeye başlamıştır. (*)

 

*****

 

(* ) www.nallıhan.org.tr , www.turkiyeturizm.com