Nallıhan’da Tarihi Yapıların Restorasyonu

 

Nallıhan’da sayıları azalan tarihi yapılardan ilk olarak Merkez Sakarya İlkokulu restore edilerek Belediye hizmet binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Nasuhpaşa Camisi ve Kocahan restore edilmiş, Halkevi restore edilerek kültür merkezi olarak açılmıştır. 

 

A.Nusret Mutlu’nun; Cumhuriyet Meydanının park yapılması, Merkez Sakarya İlkokulu’nun da restorasyon sonrası belediye hizmet binası olarak kullanılmasıyla ilgili olarak, 2007 yılında 2. baskısı çıkan Nallıhan kitabının 142. sayfasında bu iki yapı ile görüşleri şöyle:

 

“Nallıhan’ın cumhuriyetin ilanından beri toplantı ve resmi bayramların kutlandığı Cumhuriyet Meydanımız vardır. Bu meydanda bulunan iki çınardan birisi, Kurtuluş savaşı başlarında iki hain hilafetçi-Cumhuriyet düşmanının asılarak cezalandırılmasına şahittir. Bu meydan 80 yıldan beri adeta Cumhuriyetle özdeşleşmiş bir durumdadır. Belediyenin ilk ve isabetsiz kararı, bu alana bir park yaparak ismini kendisine çok daha yakışan Cumhuriyet Parkı olarak koymaktı. Olmadı, yanlış yapıldı. İkinci yanlış icraatı 1914 yılında halkın bizzat yaptırdığı ve 80 yıl Nallıhan’ın tek kültür hizmet binası olarak kullanılan ilçenin tek ilkokul binasının restore edilerek belediye hizmet binası olarak kullanılmaya başlanmasıdır. Binanın restoresi takdire şayan bir icraattır. Ancak bu binanın restorasyonunu müteakip kültür evi olarak kullanılması çok daha yerinde ve isabetli olacaktı. O da olmadı, yanlış yapıldı.” (1) 

 

HALKEVİ

 

1943-1945 yıllarında yapılan Halkevi, ilk on yılında her tür toplantıya ve kültürel faaliyete açıktır. Halkevine gelen gençlerden kimi kitap ve gazete okur, sohbet eder, kimileri de müzikle uğraşıp enstrüman çalarlar. Sinema salonu olmayan ilçede tiyatro, gezici operet, konser gibi etkinlikler halkevi salonunda gerçekleştirilir. 1950'de devrin iktidarı tarafından ülke genelinde Halkevleri kapatılınca Nallıhan’daki de kapatılır. Yapı, 1952'de açılan ortaokula verilir. 1972’den itibaren lise kullanmaya başlar.

 

Lisenin taşınmasıyla uzun süre işlevsiz kaldıktan sonra; 2008 yılında yapılan restorasyon sonucu 12 Mart 2009 tarihindeki yerel seçimlerden az önce adı değiştirilerek “Nallıhan Belediyesi Ayhan Sümer Kültür Merkezi” olarak hizmete açılmıştır.

Kültür Merkezi olarak açılışının ardından A. Nusret Mutlu’nun 24 Mart 2009 tarihli Nallıhan’ın Sesi gazetesine yazdığı “Bir Eksikliğimizi Tamamlayalım” başlıklı yazısından bir bölüm:

 

“Bu eser tabi, Nallıhan için çok önemli bir tesistir. İleride Nallıhan’ın turizmine, ekonomisine, sosyal ve kültürel yaşamına çok önemli katkılarda bulunacaktır. Bu eserin meydana getirilmesindeki katkıları olan herkese minnet ve şükranlarımı sunmak elbette benimde önemli görevlerimden birisidir. Ancak; bu zamanla ismi dahi unutturulmak istenen uzun müddet halkımıza taş bina olarak lanse edilen HALKEVİ binasının ilk yapılışı nasıl olmuştur? Tamamen yerli malzemeyle meydana getirilen bu binayı kimler yapmıştır, kimlerin emeği geçmiştir? Bu hususlar o günkü açılışta hiç bahsedilmedi. Şimdi bizlerin halk evi binasının ilk yapılışında emeği geçenlere hiç mi minnet ve şükran, hiç mi rahmet borcumuz yok? İşte ben bu eksiğimizi tamamlamak ve manevi borcumuzu ödemek üzere bu yazıyı kaleme aldım.

1940’lı yılların başında aynı yerde bir kat üzerine inşa edilen HALKODASI binası vardı. O tarihlerde ilçenin sosyal, kültürel, sportif ve müzik çalışmalarına o günkü gençler bu binada yerine getiriyorlardı.

 

O tarihlerde mülki amir olarak çok çalışkan, Nallıhan’ı Nallıhan yapan Fikri Kurttan isminde bir kaymakamımız vardı. Zamanın belediye başkanı ise hemşerimiz Cevdet Eren’di. İlçenin ileri gelenleri ile birlikte toplanarak halkodası binasının yıkılarak yerine, her ihtiyacı karşılayacak büyük bir halk evi binası yapılmasına karar verildi. Bu karar halkımız tarafından olumlu karşılanarak inşasına hemen başlandı. Yıl 1943 hali vakti yerinde olanlar para vererek, yerinde olmayanlar imece usulü ile bedenen çalışarak 18 ay gibi kısa sürede bu binayı bitirmişlerdir. Bu arada emeği geçen, büyük bir fedakarlıkla çalışan rahmetli hemşerilerimizi de anmayı bir vefa borcu sayıyorum.

 

Zamanın sanat okulu mevzunu merhum İbrahim Gürel (marangoz) o tarihte belediye kalfası idi. (şimdi adı fen memuru) Yine marangoz Mustafa Ergin, Eymir Köyü’nden taş duvar ustaları Sekmen Mehmet Usta ve Uçuran Mehmet Usta ve diğerleri. Yine Sobran Köyü’nden ve Nallıhan’ın içinden bu işlerle ilgili şu anda isimlerini hatırlayamadığım ustalar, gecelerini gündüzlerine katarak hiçbir maddi istekte bulunmaksızın bu binayı meydana getirmişlerdir. Şimdi yaşayan Nallıhan Halkının dedeleri; merkepleri, atları ve arabaları ile hatta omuzlarında malzeme taşıyarak bu binayı meydana getirmişlerdir. Bu binanın harcına benim sevgili hemşerilerimin alın teri karışmıştır. Memleket sevgisi teri, inanç teri, gayret ve azim teri.Bu bin a onun için önemli, onun için kursaldır.

 

Şimdi yeniden restore ettiğimiz Ayhan Sümer Kültür Merkezi’ni meydana getirenlere şükran borcumuzu tabi ki ödeyeceğiz. Ancak, o tarihte bin bir güçlük içinde can siperane çalışan Cenab-ı Allah’ın o gün için verdiği rızıklarını çevre ve çıkın içinden çıkararak inşaat alanında hevesle, zevkle ve istekle karınlarını doyuran ve üzerine de boncuklu suyundan birer bardak içerek tekrar işlerine başlayan, hakkına razı bu binayı meydana getiren şimdiki neslin dedelerini bu vesile ile rahmetle anmayacağız da daha ne zaman anacağız . Hepsinin de kabirleri ışıklı, ruhları şad olsun.

Saygılarımla.” (2)          

 

Restore edilen bu yapılarla ilgili şunlarda söylenebilir:

 

Yapıldığında han olarak kullanılan Kocahan, restorasyon sonrası yine otel yapılabilirdi. Kanımca doğrusu da buydu. Nallıhan’a gelip konaklayan bir gezgin üst katta konaklar alt katta hediyelik eşyasını alır, çayını içer, dinlenirdi. Böylece kültür merkezi olan Halkevi’nin tamamı kültürel amaçlı kullanılan bir yer olurdu. Otel yapılan kat müze olarak değerlendirilebilirdi.

 

Kocahan restore edilirken mademki mademki otel olması düşünülmedi, o zaman üzerine 1970'lerde kondurulan odacıklar ve ortasındaki demir yığını merdiven kaldırılıp, sonradan açılan iki kapı kapatılarak, üzeri bir çatıyla örtülebilirdi.

 

Meydanlar bir kentin ortasındaki olmazsa olmaz yerlerdendir. Böyle olmasına karşın, Nallıhan’ın ortasındaki Cumhuriyet Meydanı’nın, Nallıhan’da park yapılacak başka yer yokmuş gibi 1999 yılında park yapılması yanlış olmuştur. 

         Bu hatadan 2015 yılında dönülmüş, park yapılıp adı değiştirilen Cumhuriyet Alanı(Meydanı) yaklaşık 15 sene sonra yeniden düzenlenmiş ve eski adına kavuşmuştur.

           Ankara Büyükşehir Belediyesinin 2014 yılında Nallıhan'da başlattığı yol ve kaldırım çalışmaları ilçenin görüntüsünü olumlu yönde değiştirmektedir.

           Çarşıda 2016 yılında başlayan restorasyon çalışmaları tamamlandığında bir de ara sokakları Arnavut kaldırımı yapılırsa çarşının da otantik bir görünüme kavuşması hem görsel açıdan hem de turizm bakımından iyi olacaktır.
 

*****

(1) A.Nusret Mutlu Nallıhan 2. baskı s.142 2007

(2) A.Nusret Mutlu’nun 24 Mart 2009 tarihli Nallıhan’ın Sesi gazetesine yazdığı

     “Bir Eksikliğimizi Tamamlayalım” başlıklı yazısı.